temizlik şirketi ve toplum bilgi

temizlik şirketi ve toplum bilgi

 malarında, profesyonel hukukçular, gecikmiş ve sonuçta ol dukça az etkili bir rol oynamakla yetindiler. Elbette, 1020 d. varlarından itibaren, kilise hukuku çalışmasıyla hukuksal dö. şünme yöntemlerine alışmış olan Chartres Piskoposu Fou-bert’in biat ve etkileri üzerine bir çözümleme girişiminde bulunduğu görülmektedir. Ancak, bilimsel hukukun şimdiye dek kendisine yabancı kalan bir alana girmesinin göstergesi olarak ilginçliğini koruyan bu girişim, oldukça kof bir skolastiğin üstüne çıkma başarısını gösterememiştir. Başka yerlerde olduğu gibi burada da belirleyici etki, önceki uygulamalardan beslenen ve birçok vasalin yeraldığı mahkeme kararlarıyla giderek billurlaşan örf hukukunun etkisiydi. Daha sonra, eskiden tamamen geleneksel olan bu yükümlülüğe ilişkin özel koşullarm sözleşmenin içine yerleştirilmesi ahşkanlığı, giderek artan bir biçimde görülmeye başladı. Bu koşulların ayrıntısını düzenlemek açısından, isteğe göre uzatılabilen iman yemini, biat eylemine eşhk eden birkaç sözcüğe göre daha uygun bir araç oluştumyordu. Böylece, dikkatlice temizlik şirketi XII. yüzyıhn başından itibaren, Flandre’da, bu negatif maddeler, ayrı bir anlaşmaya yer verecek kadar önem kazanmışlardı: İman yemininden sonra yapılan “güvenlik” yemini, öyle görünüyor ki, senyöre, yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda, önceden belirlenmiş rehinlere el-koyma hakkı tamyordu. Doğaldır ki, pozitif yükümlülükler uzun bir süre ilk sırada yer almaya devam ettiler.
aynntdandınimış bir sözleşme, kişinin bütünüyle bağlanmasınm yerine geçti. Yasal, bağm zayıflaması konusunda çok şey ifade eden ek bir önlemle, genellikle yardım etmek sözü vermekle kalmıyordu; senyörüne zarar vermeme yükümlülüğünü de üstlenmek zo-mndaydı.
Vasahn en temel görevi, tanımı gereği, savaşta senyörüne yardım etmekti. Senyörün ağızdan ve elden adamı olan kişi, ük olarak ve her şeyden önce, atıyla ve tam donammb olarak kişisel hizmet sunmak zorundaydı.temizlik şirketi Bununla birlikte, tek bt
görülmesi çok ender rasdanan bir durumdu. Eğer varsa " i, doğal olarak onun bayrağı, olanakları ve pres-
jjinin etrafında toplanıyorlardı; bunun dışında da, örf kural-1^ bazen yanında en azından bir ya da iki silahtar getirmesini ^orunlu kıkyordu. Buna karşın, genel kural olarak maiyetinde jjjç piyade asker yer almıyordu. Piyadenin savaştaki etkilerinin çok az olduğu düşünülüyordu ve biraz fazla sayıdaki insan kidesmi beslemenin güçlüğü o kadar çoktu ki, ordu komutanları, kendilerine ya da resmen koruyuculuğunu üstlenmiş olduğu kiliseye ait topraklardan sağlanan köylü piyadelerle yetinebiliyorlardı. Vasal, ya yalmzca çatışmalar süresince ya da her zaman (çünkü bir kale korumasız kalamazdı), diğer visallerle nöbetleşe olarak senyörün şatosunda karargâh kurmak zorunda kalıyordu. Eğer kendisinin istihkâm edilmiş bir en varsa, onu senyörün kuUammına açmak zorundaydı.
Sonuçta, yavaş yavaş ortaya çıkan mevki ve güç farklı-lıkkı, zomniu olarak değişen gelenek biçimleri, özel anlaşmalar ve hukukun değiştirilmesine yol açacak denli uzak bir noktaya giden kötüye kullanmalar, bu yükümlülükleri hemen b zaman ağırhklarım azaltma yönünde sayısız değişimlere uğattılar.
Biadarın hiyerarşik hale gelmesi vahim bir sorun doğurdu.v Aynı zamanda hem bağımlı, hem de efendi olan birçok rasalin kendi vasalleri de bulunuyordu. Görevi, kendisine dağlı tüm güçlerle senyörüne yardım etmesini zomniu kıldı-Nan, senyörün ordusuna, tüm bu bağımlılardan oluşan bir-%le katılması bir yasa emri haline gelmişe benziyordu. Bulanla birlikte, örf kuralları, çok erken tarihlerden itibaren, ''^sale, her zaman geçerli olmak üzere bir kez saptanan sayı-
hizmetli miktarım kendisiyle birlikte senyörün savaşına ^dtürme olanağı tanımıştı ve bu sayı, vasaün kendi savaşla-^J'da kullanabileceği insan sayısımn çok alündaydı. İşte, XI. S'im sonlarına doğru, Bayeux Piskoposu’nun örneği önü-
müzdedir. Yüzden fazla şövalye ona hizmet sunmakla vi
kümlüydü. Fakat o, doğrudan senyörü olan düke bunlardan ancak yirmisini tahsis etmek zorundaydı. Daha da kötüsü eğer dük, kendisine Normandiya’yı fıef olarak vermiş bulu, nan kral adına bu din adamından yardım talep ederse, bu üs düzeyde, sayı ona düşüyordu. Plantagenet monarşisinin XII yüzyılda pek başardı olamasa da karşı çıkmaya çalıştığı bu as kerî zorunluluğun yukarı doğru azalması durumu, sonuçt: vasaUik sisteminin kamu güçlerinin elinde bir savunma ya d fetih aracı olarak etkisiz kalmasının kuşkusuz en temel nt denlerinden biriydi.^®^
temizlik şirketi